Pazaryerleri yirmi yıldır aynı cümlenin arkasında durdu: biz aracıyız, satıcı ile alıcıyı buluşturuyoruz, üründen satıcı sorumludur. Bu cümle yalnızca hukuki bir savunma değildi; iş modelinin kendisiydi. Sonsuz katalog, düşük operasyon maliyeti ve hızlı büyüme bu aracılık tanımı üzerine kuruldu.
Avustralya rekabet ve tüketici kurumu ACCC'nin hazırladığı reform paketi tam da bu cümleyi hedef alıyor. Tehlikeli ürünlerin satışında sorumluluk tek tek ilanlardan platformun kendisine kayıyor; pazaryerine zorunlu güvenlik yükümlülüğü ve artırılmış cezalar geliyor. Temu, Shein ve Amazon adının açıkça anılması, düzenlemenin hangi ölçekteki oyuncuyu hedeflediğini de gösteriyor.
Aracılık savunması neden aşınıyor
Aracılık savunmasının inandırıcılığı, platformun satış üzerindeki kontrolü arttıkça azalıyor. Arama sonucunu sıralayan, hangi ürünün öne çıkacağına karar veren, ödemeyi tahsil eden, kargoyu üstlenen ve iadeyi yöneten bir yapı için "biz sadece buluşturuyoruz" demek giderek zorlaşıyor.
Düzenleyicinin baktığı yer de burası: kim gerçekten karar veriyor. Ürün sıralamasını belirleyen algoritma platformunsa, o sıralamanın sonucundan doğan riskin bir kısmının da platformda kalması bekleniyor. Bu, cezalandırıcı bir yaklaşımdan çok, sorumluluğun kontrolün bulunduğu yere yerleştirilmesi.
Türkiye'deki taslakla aynı yöne bakıyor
Ticaret Bakanlığı'nın hazırladığı e-ticaret yönetmelik taslağı da benzer bir mantık taşıyor. Taslak, pazaryerlerinin kargo ve iade sorumluluğunu sözleşmeye bağlıyor; yani "bu kısım satıcının işi" demenin sınırlarını daraltıyor.
İki düzenleme farklı ülkelerde, farklı gerekçelerle hazırlandı. Ortak noktaları, platformun sunduğu deneyimin bütününden sorumlu tutulması fikri. Bir tüketici için sipariş tek bir alışverişti; teslimat gecikince, ürün hasarlı çıkınca ya da güvensiz olduğu anlaşılınca muhatabın kim olduğu sorusunun cevabı da tek olmalı.
Satıcı için ne değişir
Sorumluluğun platforma kayması, satıcının sorumluluğunun azalması anlamına gelmiyor. Tam tersine, riski üstlenen platform o riski yönetmek için satıcıdan daha fazla belge, daha fazla test raporu ve daha sıkı ürün verisi isteyecek. Kayıt süreçleri uzayacak, denetim sıklaşacak.
Bu, düzenli çalışan satıcı için avantaj. Belgesi tam, ürün bilgisi doğru, iade süreci düzgün işleyen bir satıcı bugüne kadar belgesiz rakiple aynı listede yarışıyordu. Platformun kendi riskini azaltma refleksi, o listeyi ilk kez satıcının lehine ayıklayabilir.
Kataloğun sonsuzluğu sona eriyor
Sonsuz katalog fikri, ürün eklemenin maliyetinin sıfıra yakın olmasına dayanıyordu. Her ürünün arkasında bir uyum yükümlülüğü belirdiğinde bu maliyet sıfır olmaktan çıkıyor. Platformlar hangi kategoride ne kadar risk taşıyacağına daha seçici karar vermek zorunda kalacak.
Önümüzdeki dönemde pazaryeri stratejisini "kaç ürün listeliyoruz" ile ölçen raporların yerini, "listelediğimiz üründen ne kadarını savunabiliyoruz" sorusu alacak. Bu soruyu erken soran platform, düzenleme geldiğinde kataloğunu aceleyle budamak zorunda kalmayacak.
Bu metin bir köşe yazısıdır; yazarın değerlendirme ve görüşlerini içerir.